Merhaba ben Oğuz Benlioğlu. Youtube kanalımda, Retorik (Etkili ve İkna Edici Konuşma Sanatı), Beden Dili, Mikro İfadeler, Zamana Liderlik Etmek, Müzakere Becerileri ve Manipülasyon Teknikleri konularında videolar paylaşıyorum.
Üniversite eğitimimi Almanya’da tamamladım. Sözlü ve sözsüz iletişimin liderlik, siyaset ve iş hayatında kullanımı alanında uzmanlaştım. Retorik, Beden Dili, Mikro İfadeler ve Liderlik Becerileri başlıklarında eğitimler ve mentorluk hizmeti veriyorum.
📚 Retorik: Konuş, Etkile, İkna Et
📚 Mikro İfadeler: Mimiklerimiz Yalan Söylemez
📚 Yalan Radarı kitaplarının yazarıyım.
Tutkum ülkemin insanlarının Dünya Vatandaşı olabilmesi için katkı sağlamak.
Haa unutmadan RETORİĞE AŞIĞIM😊
Online ve yüz yüze programlarımızla hayatını bir sanat eserine dönüştürmek istersen web sitemizi ziyaret edebilirsin:
www.oguzbenlioglu.com
Oğuz Benlioğlu
Aslında mesele Dünya Kupasından elenmemiz değil farkındasınız değil mi?
İşin arkasında çok derin bir kopuş var. Elenmemiz bir sonuç. Gerginliğimiz, huzursuzluğumuz, neşemizi kaybetmemiz hepsi birer sonuç.
Takım yenilebilir fark da yiyebilir. Spor bu normal yani. Normal olmayan şey ne biliyor musunuz? Türk halkının özündeki merhametli, şefkatli ve misafirperver ruhun yerini kibrin, öfkenin, antipatinin alması.
Neden bu noktaya geldik?
Sürekli herkesi küçümseyen, her şeyin en iyisini bizim bildiğimizi iddia eden ama altını somut başarıyla dolduramayan bir dilimiz var.
Sporun, sanatın, dinin, medyanın kısacası hayatın her alanının siyasi bir malzeme haline gelmesi var.
Eyleme dökülmeyen, sürekli "biz şöyleyiz, böyleyiz" temalı güç gösterilerimiz var. Günün sonunda elde var sıfır.
Duruma göre değişen tutarsızlığımız var. Bir yabancı demiş ki; “Türkiye’de Ramazanda herkes imam, konserde herkes şarkıcı, camide herkes hoca, tatilde herkes seküler…” Kimsenin kendi olamadığı, derinlikten uzak yapaylığımız var. Rol çatışması yaşıyoruz.
Türk insanı aslında birleştiricidir, sıcaktır. Ama herkese bulaşan hamaset, kibir ve samimiyetsizlik dili dışarıda da Türkiye’ye karşı ciddi bir nefret doğuruyor.
Yani Dünya Kupasından elenmemiz tek başına teknik direktörün ya da futbolcuların suçu değil. Halimizin tabelaya yansıyan faturası. 90 milyon 20-30 kişinin üzerinde zıplayıp kendini rahatlatıyor.
Ha bir ders çıkaracak mıyız? Biz nerede yanlış yapıyoruz diyecek miyiz? Keşke öyle olsa ama hiç sanmıyorum. Bu yazıya bile bir sürü “garip” yorum gelecek, gelsin belki daha çok kişinin önüne düşer.
“Hepimiz hatalıyız ve ancak birlikte düzeltebiliriz.” demedikçe düzelmeyecek millet benden söylemesi. Umarım ileride yanıldın, bilemedin dersiniz. Çok ama çok mutlu olurum.
#millitakım #spor #retorik #iletişim #türkiye
1 week ago | [YT] | 406
View 79 replies
Oğuz Benlioğlu
Portekizliler için futbol renkli bir karnaval, eğlenceli şov gibi. Bu yüzden de her futbolcunun yüzünde neşe var.
Bizim içinse futbol, oyun olmaktan çoktan çıkmış sanki vatan savunması gibi. Bu yüzden de bizdeki futbolcuların yüzlerinde mağrur ve ciddi bir ifade var.
Portekizliler eğlenerek fethetmek istiyor bizimkilerse fethederken eğlenebiliyor. Tabii bu durum futbolcuların oyun stiline ve izleyenlerin duygularına da yansıyor.
Ne dersiniz dünya kupası keyif alınacak bir karnaval mı yoksa vatan savunması mı?
Not: Hakaret içerikli yorumlar bloklanır.
#mikroifadeler #bedendili #millitakım #turkiye #portugal
2 weeks ago | [YT] | 96
View 19 replies
Oğuz Benlioğlu
Çok kitap okumak mı yoksa az kitabı çok okumak mı?
Bu sorunun cevabını ararken Seneca’nın uyarısıyla karşılaştım:
"Okurken dikkatli ol. Zira çok sayıda yazar ve her türden kitap okumak, seni dağınık ve kararsız kılma eğilimine sokabilir.
Bir avuç usta düşünür arasında oyalanmalı ve eserlerini sindirmelisin ki, zihninde yer edinecek sağlam fikirler elde edebilesin. Her yerde olmak hiçbir yerde olmamaktır.
Bir insan tüm vaktini yabancı diyarlarda seyahat ederek geçirirse, sonunda pek çok tanıdık edinir ama dostu kalmaz. Aynı şey tek bir yazarda derinlemesine aşinalık aramak yerine tüm yazarları aceleci ve telaşlı bir biçimde ziyaret eden kişiler için de geçerlidir."
Günde binlerce içeriğe maruz kaldığımız, bilgi obezi olduğumuz bu çağda, her şeye yüzeysel olarak bakıp geçmek meziyet sayılıyor. Entelektüel derinlik ve karakter inşası doğru fikirlerin hazmedilmesinden geçmiyor muydu ben mi yanlış hatırlıyorum?
Mesela Rousseau’nun külliyatında aylarca kaybolmayı göze alabilir miyiz?
Sizin dönüp dönüp yeniden okuduğunuz usta düşünürler var mı?
#kitaplar #okumak #odaklanma #seneca
3 weeks ago | [YT] | 184
View 13 replies
Oğuz Benlioğlu
Yılın yarısı küçük bir köyde yaşıyorum. Son zamanlarda yeni gelen yüzlere rağmen eski ve köklü “göçmenleri” de var köyün.
Albayımız var mesela. Görüp görebileceğiniz en disiplinli, en kültüre, kitaba aşık insanlardan. Kitap yazmış, yetmemiş avukat olmuş…
Bahçesine davet etti beni. Meyve ağaçlarının altında cennet köşesi bir yer.
Kültürlü insanları seviyorum ben Oğuzcum dedi. Kitap okuyacak, konuştuğunu bilecek, anlatmayı bilecek, bir de dinlemeyi.
Albayın dinlemeyi bilen insan istemesinin sebebi, kendisinin anlatacak çok şeyi olduğundan olabilir 😅
Ordudan örnek veriyor, yetmiyor davalarından bahsediyor.
Dedim albayım madem bu kadar iknada, etkilemede hatta pazarlıkta ustasın, bana bir taktik söyle.
Etiket dedi?
Anlamadım dedim. Etiketliyeceksin insanları dedi. Elimde bant, karşımdakini bantlıyorum gibi bir şey canlandı gözümde.
Öyle değil yahu dedi.
Birinin senin dediğini yapmasını mı istiyorsun? Ona güzel bir etiket vereceksin. Sohbet arasında “senin insanların ihtiyaçlarına ne kadar duyarlı olduğunu, ne kadar yardımsever olduğunu biliyorum” gibi bir cümle söyleyeceksin. Karşı taraftan ne istiyorsan ona uygun sıfatları onda gördüğünü belirten 1-2 cümle…
(Modern retorikte buna Altercasting -Rol Biçme deniyor)
Evet albayım dedim. Heh, ondan sonra sohbete devam edeceksin. Biraz zaman sonra, hadi bir 10 dakika diyelim; karşındakinden istediğini söyleyivericeksin.
Ona verdiğin etiketi aklında tuttuğu için, o etikete uygun davranmaya meyilli olacak dedi.
Albayım bu manipülasyon değil mi azıcık dedim.
Karıştırma sen şimdi onu diye çıkıştı bana.
Adam asker, ses yükselince hazır ola geçiyorsun.
İkna istiyorsan karşı tarafın dilinden konuşmayı bileceksin.
İkna istiyorsan karşı tarafı önce iyi dinleyip nasıl biri olduğunu çözeceksin.
İkna istiyorsan kelimeleri öyle bir kullanacaksın ki hem doğal, hem şiirsel hem de kurallara uygun olacak dedi.
Etiket taktiğini albayım verdi vallaha.
Karşı tarafa ufak bir iltifat, az bekle, isteğini söyle…Deneyen olursa yazsın bakalım😊
#retorik #ikna #lider #iletişim
1 month ago | [YT] | 304
View 28 replies
Oğuz Benlioğlu
Kitap oku. Mümkün olduğunda seyahat et. Bir yemeği olağanüstü iyi pişirmeyi öğren. Eski cafelerde otur ve insanlarla sohbet et. Akşam yemeğine en iyi ceketini giy.
İyi yemeğe, iyi müziğe ve iyi sohbete değer ver. Kimse izlemiyorken bile doğru olanı yap. Seni izleyen genç erkekler için örnek ol. Aileni ara. Uzun yürüyüşler yap. Bazen telefonunu elinden bırak.
İnsanların senin yanında vakit geçirdiklerinde kendilerini daha iyi hissettiği biri ol.
Hayat kısa, onu iyi yaşa.
J.B. Lloyd
#retorikokulu #live #lider
1 month ago | [YT] | 478
View 19 replies
Oğuz Benlioğlu
Önce söz vardı…
70 kişiyi çook uzak bir yere toplamak, birlikte 2 gün dolu dolu bir program çıkarmak, isimlere yüz kondurmak, birlikte muhteşem bağ kurduklarını, sonradan görüşmek hatta belki iş yapmak için telefon alışverişi yaptıklarını izlemek, sahneye hevesli, retoriği seven insanları bir arada görmek, birlikte gülmek başka bir olay.
E bunları görünce aferin OBA Ekibe demeyeyim mi😅
Retoriğin izinde, Kaz Dağları’nın eteklerinde, 12.Retorik Kampımızda buluştuk.
#retorik #lider #ikna #satış #iletişim #müzakere
1 month ago | [YT] | 191
View 18 replies
Oğuz Benlioğlu
Dünya edebiyatının büyük adamlarından biri, boş vakitlerinde ne yapıyormuş biliyor musunuz? Taş topluyormuş. Evet bildiğimiz dere tepe gezip taş biriktiriyormuş. Hobi olarak mı? Hayır, hayatta kalma hamlesi. Alman yazar Goethe, kendi sesini duyabilmek için sessizliğin zorunluluk olduğunu keşfedip dış dünyanın gürültüsünden kaçmış.
Aristoteles mutluluk boş vakitlerin içine gizlenmiştir diyor. Goethe de bu huzuru doğada, taşların ve bitkilerin arasında bulmuş. Meşhur karakteri Faust’u hatırlayın. Sürekli bir sonraki büyük şeyin peşinde koşan, geleceği beklemekten bugünü yaşamayı unutan huzursuz ruh Faust.
Aslında Faust tam anlamıyla bugünün modern insanıydı.
İnsan ilerlemeyi hayatı kolaylaştırmak zannederken kendine kusursuz bir tuzak kurdu. Elektriğin icadı muhteşemdi ama ateş başındaki o loş akşamları elimizden aldı. Işık gelince gece bitti. İş ve dinlenme arasındaki sınır yerle bir oldu. Şimdi 24 saat ulaşılabilir durumdayız. Sürekli gerilim hali ruhumuzu yavaş yavaş zehirliyor.
Eğer hayatın tadını gerçekten almak istiyorsak, zamanın üzerine bir cerrah titizliğiyle yaklaşmalıyız. Medya ve bitmek bilmeyen bildirimler sadece vaktimizi çalsa iyi, yaşama sevincimizi de çalıyor.
Bu kuşatmayı kırmanın bir yolu var. Gün içinde hiçbir amaca hizmet etmeyen sadece kendimize ait boşluklar inşa etmek.
Ne demişler;
Sürekli geleceği bekleyen, bugünü asla yaşayamaz.
Arada durun, nefes alın ve tıpkı Goethe gibi kendi "anlamsız" taşlarınızı toplayın. Çünkü zihin sessizlikte demlenir.
Sevgiyle ve boşlukla kalın…
İyi haftalar
#zaman #retorik #lider #ikna
2 months ago | [YT] | 447
View 16 replies
Oğuz Benlioğlu
Bazı dükkanlara mıknatıs gibi çekilirsin.
Sebepsiz, farkında olmadan ama güçlü bir çekimle.
Benimki de öyle oldu. Dar sokakdan geçerken kafamı çevirmemle karşı kaldırıma geçmem bir oldu.
“Palavra de Viajante” yazıyordu camda. Girdim içeri.
Dünyayı küçük bir odaya sığdırmışlar ama nasıl ferah, nasıl buram buram bilgi kokan bir oda.
Bir kitapçı açsam böyle olurdu dedim içimden. Raflar alfabetik sırayla ülke ülke bölünmüş.
Hem ülkeleri anlatıyor, hem daha önce hiç görmediğim formatta ülkenin turistik rehberleri var hem de o ülkenin en ünlü birkaç yazarının eserleri.
Bizden Orhan Pamuk, Livaneli ve İstanbul Kedilerini anlatan yabancı bir kitap yerini almış duruyor.
Kasaya yaklaştım.
Dükkanın tam ismini nasıl çeviririz diye sordum. “Gezgin Kelimeler” dedi.
Ülke ülke aşan, her coğrafyanın kendi büyüsünü içinde taşıyan kelimeleri topluyorum bu dükkanda.
Gidilmemiş ülkelerden, tadılmamış yemeklerden, dinlenmemiş müziklerden, belki de hiç görülmeyecek sanat eserlerinden bahsediyor kelimeler. Biraz motive etmek, biraz teselli etmek, biraz kıskandırmak, biraz belki özlem gidermek için dedi kadın.
Palavra türkçede biraz yalanı andıran bir kelime ama dedim, güldü.
Her kelime içinde biraz yalan taşır, anlatanın niyetine, dinleyenin duymak isteyip kabullendiğine göre şekil alır, öyle değil mi dedi.
Dünyaları gezmeye kitaplar yeter mi?
Bizi oradan oraya gezdirirken kitaplardaki o büyülü ve süslü kelimelere koşulsuz inanmalı mı?
Peki sizi en çok etkileyen, sizi içinde kaybettiren veya özlem giderten kitap neydi diye sorsam?
#retorik #kitaplar #iletişim #kelimeler #konuşma
2 months ago | [YT] | 159
View 10 replies
Oğuz Benlioğlu
Retorik Kampı’mıza gösterdiğiniz ilgiye ve heyecana çok teşekkür etmek istiyorum.
Bizim için büyük insanlık için küçük bir adım olan😊 9-10 Mayıs’taki Retorik Kampı’mız için hazırlıklarımızla, katılımcı listemizle artık hazırız.
Kalbi bizimle olup programa katılamayanlarla bir sonraki Retorik Kampı’nda buluşmak üzere.
Retorik Kampı’mızda yerimiz DOLDU.
Çok teşekkürler.
#retorik #ikna #etki #liderlik
2 months ago | [YT] | 87
View 13 replies
Oğuz Benlioğlu
Kendi halinde kitap okuyandan zarar gelmez derdi büyükler.
Kitap için onca yoldan gelen, tüm samimiyetiyle kendini açıp sorular soran insansa çok değerlidir zannımca.
Bursa Kitap Fuarı’nda sevdiklerimizle buluştuk hatta mini konferans tadında soru cevap yaptık.
Kitapların birleştirici dünyası hepimizle olsun👌
Nicelerinde görüşmek üzere.
@kronikkitap
#kitap #retorik #duygular #mikroifadeler
2 months ago | [YT] | 251
View 14 replies
Load more